Belirli günlerde, yıldönümlerinde, milli bayramlarda, açılışlarda, kapanışlarda ve çeşitli etkinliklerde, siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin konuşmalarını dinliyoruz.
Bu konuşmalarda ele alınan konular ve altı çizilerek vurgulanan sorunlar, adeta dondurulmuş biçimde kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Bunlara karşı açıklanan tutumlar ve görüşler de, konuşmayı yapanın üslubuna bağlı farklılıklar dışında, aynı oluyor.
Yurt ve dünya gerçekleri dramatik ölçülerde değişirken Türkiye’nin temel sorunlarının ve bunlara karşı seslendirilen tepkilerin aynı kalması, şaşırtıcıdır.
“Devlet adına” konuşan isimlerin 1930’larda, 1950’lerde, 1980’lerde veya 2000’li yıllarda söylediklerini yan yana koyun… Sanki aynı kişi farklı cümle yapıları içinde hep aynı pozisyonu seslendiriyormuş gibi gelecektir size.
Burada eksik olan öğe galiba “yaratıcılık”tır.